o
d y s s e i a
Odysseia'nın -24 bölümden
oluşan bu koskoca destanın- kısacık bir özetini yapmak istersek:
Truva savaşından sonra yurduna dönmek için çabalayıp duran Odysseus'un başından
geçenler ve onun eve dönüşü sırasında, yurdu İthakea'da yaşananların anlatımı
diyebiliriz.
Bence Odysseia hakkında vurgulanması gereken en önemli şey, bir destandan çok;
kurgusu ve anlatım tarzıyla, bir romana hatta bir filme benzemesi. Homeros, Odysseia'da
İlyada'nın aksine, bir olayı değil, bir insanı anlatır. Tekrarlardan kaçınan, yer
yer geri dönüşler içeren akıcı bir anlatımı ve modern bir kurgusu vardır.
Destan 24 bölümde anlatılmış ancak 5 ana destan parçasından oluşuyor:
1. Telemakhia (Bölüm 1-4) : Odysseus'un oğlu Telemakhos'un
destanıdır. Truva savaşı biteli neredeyse 10 yıl olmuş ama sevgili babası hala
yurduna geri dönmemiştir. Bu sırada onun öldüğüne dair söylentiler artınca,
Ithaca'nın varlıklı erkekleri, annesi Penelopeia'ya talip olup, hepsi birden
Odysseus'un sarayına yerleşmişlerdir. Bunların işi gücü yiyip içip, eğlenceler
düzenleyip Odysseus'un mallarını tüketmektir. Bu sırada Penelopeia'nın bir karar
vermesini, içlerinden birini seçmesini beklerler. Ancak o, kocasını beklemeye
kararlıdır. Bu durumdan son derece rahatsız olan Telemakhos, tanrıça Athena'ya
inanır, Odysseus'un öldüğüne dair şüphelerini bir kenara atar ve babasından haber
alabilmek için Truva'dan dönmüş olan diğer liderlere onu sormak üzere yollara
düşer.
2. Kalypso'nun adası (Bölüm 5): Tanrıça Athena, Olympos'lu
tanrıları bir araya toplar ve 7 yıldır Kalypso'nun adasında tutuklu olan Odysseus'un
yurduna dönmesine izin vermeleri için onları ikna eder. Oysa Su Perisi Kalypso
Odusseus'u gerçekten sevmektedir ve kendisiyle kalması koşuluyla ona ölümsüzlüğü
teklif eder. Ancak yirmi yıldır görmediği güzel karısı Penelopeia'yı unutamayan
Odysseus bu teklifi reddeder. Yurda dönmesi için izin çıkınca, kendisine bir sal
yapar ve denize açılır. Uzun süren fırtınaların ardından Phaiakların ülkesinde
karaya vurur.
3. Phaiakların ülkesi (Bölüm 6-9) : Phaiak kralının kızı
Nausikaa, Odysseus'u sahilde bulur, ona giysiler verir ve evine davet eder. Odysseus'u iyi
karşılayan Phaiaklar ona yurduna dönmesi için yardım edeceklerini söylerler.
4. Odysseus'un maceraları (Bölüm 9-12) : Bu bölüm destanın
merkezidir. Phaiak'ların kendi şerefine düzenledikleri eğlencede, bir ozan Truva
savaşını anlatan şarkılar söylemektedir. Bunu duyunca gözleri dolan Odysseus, ona
"Neden ağlıyorsun?" diye sorduklarında, "O hikayede bahsi geçen
benim" diye cevap verir ve Truva'dan 12 gemisiyle ayrılışını ve üç yıl
boyunca denizlerde çeşitli tehlikeler atlatıp bütün gemileri ve yoldaşlarını
kaybedip, Kalypso'nun adasına varışını anlatır. Ardından Phaiaklar onu bir gemiyle
Ithaca'ya gönderirler.
5. Ithaca (Bölüm 13-24) : Odysseus bir dilenci kılığında domuz
çobanı Eumaios'un yanına sığınır. Orada yolculuktan dönen oğlu Telemakhos ile
buluşur. İkisi birden taliplerle savaşıp onları öldürürler. Destan, Odysseus ve
Penelopeia'nın yirmi yıllık ayrılıktan sonra kavuşmalarıyla sona erer. (Çok kuru
oldu değil mi.. Daha dramatik bir anlatım için gidiniz kitabı okuyunuz :-) )
Şimdi bu kahramandan biraz daha ayrıntılı bahsedelim isterseniz..
Baba Learthes ( ki Odysseus'a sık sık "Learthesoğlu" diye de
seslenilmektedir.) ve ana Antikleia'nın oğulları olan Odysseus, kuzeybatı Yunanistan
civarlarındaki Ithaca adasında doğmuştur. Bir rivayete göre, anne Antikleia, Learthes
ile evlenmeden bir gün önce Sispyhos ile beraber olmuştur ve Odysseus, Learthes'in
değil Sispyhos'un oğludur; üstün zekası da ondan gelmektedir.
Odysseus'un gençliğine dair anlatılan iki şey vardır: Achilleus gibi hekim Kheiron'un
yanında geçirdiği süre ve dedesi Autolykos'u ziyareti sırasında katıldığı bir
yaban domuzu avında bacağından yaralanması. ( Bu yara izi sayesinde Truva savaşından
yıllar sonra yurduna döndüğünde, onu büyüten dadısı Eurykleia onu
tanıyacaktır.. )
Bir süre sonra baba Learthes, oğlunu tahta geçirmiştir ancak bu konuda pek fazla
bilgiye sahip değiliz. Ancak Odysseus'un kendine nasıl eş seçtiği birçok kaynakta
oldukça ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. İlerde Truva savaşına sebep
olacak bu hikayeden ben de kısaca bahsetmek istiyorum. Aslında daha detaylı bahsetmek
de istiyorum ama İlyada başlığı altında :-) Her neyse.. Su perisi Thetis ve
Peleus'un düğünlerine davet edilmeyen Nifak Tanrıçası Eris, Athena, Aphrodite ve
Hera'nın ayakları dibine bir altın elma yuvarlayıp ortadan kayboldu...Elmanın
üzerinde "En güzele..." yazıyordu. Zeus bu üç tanrıçadan en güzel olanı
seçmesi için Truvalı çoban Paris'i görevlendirdi. Paris ona zeka ve savaşma yetisi
teklif eden Athena ile güç ve kudret teklif eden Hera'yı eledi, kendisine dünyanın en
güzel kadınını teklif eden Aphrodite'i seçti. Aphrodite ona dünyanın en güzel
kadını Helena'yı kaçırması için yardım etti, ve Helena'nın kaçırılışı Truva
savaşını başlattı. Bu arada Helena'ya talip olan birçok kişi arasında Odysseus da
vardı. Aslında Odysseus Helena'dan çok teyzesinin kızı Penelopeia ile ilgileniyordu.
Baktı ki işler kızışıyor, Penelopeia ile evlenmesine izin verilmesi
karşılığında, diğer taliplerin Helena'nın babasının seçtiği kişiye karşı
ayaklanmamalarını sağlamayı önerdi. Bu öneri kabul edildi, Odysseus Penelopeia'yı,
Agamemnon da kardeşi Menelaos'a götürmek için Helena'yı aldı. Ancak tam bu sırada
Paris geip Helena'yı kaçırdı! İşte o anda kıyamet koptu ve Truva savaşı
başladı. Helena'yı geri almak için Truva'ya gönderilecek askeri birlikler
toplanırken, Odysseus'u da almaya geldiler. Oysa Odysseus savaşa gitmek istemiyordu;
yeni evliydi ve oğlu yeni doğmuştu. Bu yüzden kendisini almak için geldiklerinde deli
taklidi yaptı. Sahilde bir öküz bağladığı sabanı sürüyor, kumlara tuz ekiyordu.
Ancak kendisini sınamak için sabanın önüne oğlu Telemakhos'u koydular ve doğal
olarak Odysseus yönünü değiştirdiğinde, zekasının yerli yerinde olduğu ortaya
çıktı. Tarihin bilinen ilk asker kaçağı böylece kendini ele vermiş oldu. Sonra
tabii ver elini Truva :-)
Yaaa işte aşağı yukarı böyledir Leartesoğlu, akıllı ve zeki Odysseus'un
hikayesi.. Aslında çok daha ayrıntılı anlatmak istiyorum ama bir daldım mı içinden
çıkılmaz oluyor. Şundan bahsettik, bundan bahsetmesek olmaz diye diye bu bölümü
üçüncü kez baştan yazıyorum aslına bakarsanız. Bana kalırsa iyi bir özet oldu.
Son kısımdan özellikle bahsetmedim, çünkü istiyorum ki Odysseia'yı okumamış
olanlar gitsin okusun, okumuş olanlar gitsin bir kez daha okusun. O anlatıma eş
birşeyler çıkmadı benim klavyemden kusura bakmayın :-)
Siber alemde fareme takılan, Odysseus ile ilgili şu linkleri de vermeden edemeyeceğim:
Samuel Buttler'ın İngilizce çevirisine:
"http://darkwing.uoregon.edu/~joelja/odyssey.html
" ;
George Chapman'ın İngilizce çevirisine: "http://www.columbia.edu/acis/bartleby/chapman"
adreslerinden ulaşabilirsiniz.
|